Beril’in Hikayesi
Sizlerle sevgili bir yol arkadaşımın mektubunu paylaşıyorum: İnsan isteyince, hayatının sorumluluğunu alınca nasıl da değişiyor hayatı görün istedim.. Lütfen siz de gücünüzün farkında OLun ve hayatınızın sorumluluğunu alın.. Bu hayat sizin..
Sevgimle kucaklarım..
“Sevgili koçum…
Bana tahmin edeceğinden de fazla yardımcı olduğunu söylesem inanmazsın. Bloguna ilk yazdığım gün gerçekten de çok kötüydüm. Senden anında cevap geldi, o kadar yapıcıydın ki, inanılmazdı… Bu bir işaret olmalı dedim. İyice blogunu inceledim. Değişim-Dönüşüm etiketli olanlara yoğunlaştım. Hatta printlerini aldım, döndüm dolaştım okudum. Sonra senden özel bir mesaj geldi, ben cevap yazdım, sen yazdın. Bu mesajların bende çok ama çok etkisi oldu… Kendimi buldum…
Hem blogunda okuduklarım, hem de mesajlaşmamız sayesinde aslında çevreyi değiştirmeye çalışmamın anlamsız bir çaba olduğunu keşfettim. Tüm dünyayı değiştiremeyeceğimi öğrendim. Ve duruma uyum sağlamaya başladım. Herşey çorap söküğü gibi değişmeye başladı… Çevreden beklentilerim azalınca, stresim de azaldı. Zaman geçtikçe farkettim ki, ben daha az stresli olunca, çevremdekiler de bana karşı daha anlayışlı oluyor… Hayattan ve yaptıklarımdan keyif almaya başladım. Hayattan keyif almaya başlayınca da bazı şeylere ve vakit yetersizliğine çözüm üretebildiğimi gördüm. Gerçekten de elimdekilerle mutlu olmaya başladım…
Sonra bir gün bir telefon geldi. Gün içerisinde toplantılarım çok olduğu için genelde masamda oturamam ve dahili telefonla bana ulaşılamaz. O da bir işaretti galiba, çünkü telefon çaldığında yerimdeydim… Bir ses… Tanrım melek olmalı… Bir ses nasıl bu kadar huzur verebilir, nasıl insanı rahatlatabilir? “Merhaba sevgili Beril, ben Çiğdem Atabey…” Genelde iş harici telefonları kapatmak durumunda kalırım. Öyle tatlıydı ki, kendimi bir an uçuyor gibi hissettim. Herşeyi unuttum. O anda tek istediğimin seninle konuşmak olduğunu farkettim ve içimden geldiği gibi davrandım. Sanki yanımdaymışçasına seninle açık açık konuştum…
Sana bir seferinde “senin sayede hayatıma çeki düzen vermeyi yavaş yavaş öğreniyorum” dediğimde, bana verdiğin cevap “yavaş yavaş değil, olması gerektiği hızda olsun herşey” oldu… Sadece bir tek cümle… Ama altında neler yatıyor düşünenler anlar… Evrene vediğimiz mesajlar ne kadar önemliymiş, canım Çiğdemcim senden önce farkında değildim…
Herşey “olması gerektiği hızda” güzelleşiyor. Ben de “olması gerektiği hızda” değiştiriyorum hayata bakışımı… Pek tabi ki senin sayende…
Evrene yanlış mesaj göndererek hayatını yanlış yönlendiren herkes… Umarım hepinizin günün birinde Çiğdem’e yolu düşer… Benim yolum düştü, onu bırakmaya hiç niyetim yok
”
Beril – İstanbul
Etiketler: danışmanlık, yaşam koçluğu
Yorum ekleyiniz veya sitenizden geri izleme linki bırakınız
Yeniliklerden +RSS ile veya +EPosta ile haberdar olunuz
Yorumları +RSS ile takip ediniz