Olumlamalar Üzerine

Gecikmeli yaz tatilim bitti, döndüm ve hayatın günlük akışında yerimi aldım. Siz neler yapmaktasınız bu aralar bilmiyorum: Yılın son çeyreğine girmenin ve hedeflerinize az kalmış olmasının heyecanı mı var, yoksa yıl bitiyor ortada bişey yok mu diyorsunuz? Her ne durumda olursanız olun bugün size söylemek istediğim önemli bişey var. Tatil boyunca hiç bilgisayar açmadım, o yüzden biriken mesajları temizlemek bayağı vaktimi aldı. Geç cevabımı anlayışla karşıladığınız için teşekkür ediyorum. Mesajlardan biri bloğumu para olumlamaları araştırırken bulan ve hayatının bikaç alanında ciddi rahatsızlıkları olan birinden geliyordu. “Bu olumlamaları böyle papağan gibi söylemek gerçekten işe yarıyor mu?” diyordu. Ona bir cevap yazdım, bu noktada size de söylemek istiyorum:

Hayatımızı Tanrı / Allah / ilahi güç / kozmik güç / evren ya da artık ne diyorsanız, onunla birlikte biz yaratıyoruz. Dolayısı ile her ne kadar bazılarımız kabul etmekten pek hoşlanmasa da hayatımızın sorumluluğu bizde.. Bunun yanında bir de güzel durum var ki, bu sorumluluğun gereklerini yapmamızı sağlayacak güç de bizim içimizde var zaten. Hani işyerlerinde ”yetkisiz sorumluluktan” sözedilir ya, işte burda yetki de var sorumluluk ta.. Hayatınızdan siz sorumlusunuz ve bunun için de yetkiniz yani gücünüz var.

Şimdi bu noktada şunu sorabilirsiniz: Ama patronum bana kötü davranıyor, annem beni anlamıyor, erkek arkadaşım beni aldattı, bunları da ben mi yarattım? Üzgünüm, kabul etmesi biraz zor ama evet siz yarattınız. Daha doğrusu biliçaltınızdaki inançlarınız yarattı. Bebeklikten itibaren ailemiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız öyle kalıplar soktu ki kafamıza ve biz onların doğru olduğuna öyle inandık ki, bu inançların getirdiği olaylar neyse onları yaşıyor, aslında bunlardan hiç de memnun olmuyor, ama neden bunları yaşadığımızı da bi türlü anlamıyoruz.

* Babanız patronundan kendisini ezdiği için şikayet ederken bu bilinçaltınıza “patronlar elemanlarına kötü davranırlar” şeklinde yansıdı.

* Anneniz annesinden hep “ah genç kızlığımı yaşatmadı, ne hissettiğimi bilemedi” diye bahsederken “anneler kızlarını anlamıyor” kodu güzelce yazıldı bilinçaltınıza.

* Babanız annenizi aldattı, erkekler kadınları aldatırlar, e daha ne olsun? İnançlar adı üstünde inandığımız şeyler.. Ve bilinçaltınız diyor ki, madem sen bunlara inanıyorsun, hadi ben de sana bi güzellik yapayım, bunları gerçekleştireyim. Bundan sonrası da gelsin kötü patronlar, gitsin aldatan kocalar.. Demek ki neymiş, inançlarımızı yaşıyormuşuz.

Şimdi mesajdaki soruya dönelim: “Bu olumlamaları böyle papağan gibi söylemek gerçekten işe yarıyor mu?” Cevap: Yeterince hissederek inanırsanız evet.. Çünkü neye inanırsak onu yaşıyoruz. Yalnız burda da bir trik var, o da şu: Hani halının üstündeki kırıntıları alıp halının altına koyarsanız, halı görünürde temizdir ama kırıntılar hala orda olduğu için yine de içinizde bir huzursuzluk yaşarsınız ya; aynı onun gibi önce eski inancı silmek ve beraberinde de yeni inancı da tüm duygularıyla hissetmek gerekiyor. Mesela kuru kuru “bolluk içindeyim” derseniz evet bu da bir noktadan sonra işe yarar ama asıl olan bunu söylerken aynı anda bolluk içinde olmanın sizde yaratacağı duyguyu da yaşamaktır. Benim vermekten en çok hoşlandığım bir başka örnek ise şu: Kendini sevme çalışmalarında aynada gözlerinin içine bakarak “kendimi seviyorum” dedirtiyorum. Bunun duygusu nasıl olacak diyenlere ise cevabım çok açık: Hani sevgilinize onu sevdiğinizi söyler gibi; coşkulu, gözlerinizin içi gülerek, o ses tonunda, hatta biraz cilveli.. :) Bir alandaki inançlarınızı temizleyip onların yerlerine yenilerini koyduğunuzda ise hayatınızdaki değişikliklere mutlulukla hoşgeldin diyeceksiniz, biliyorum..

“Olumlama cümlelerimi 1 haftadır söylüyorum, tık yok” diyenler var bir de.. Cevap: “Siz 1 günde mi koşmaya başladınız?” Hücrelerimize yeni bir inancı öğretmek / yerleştirmek için en az 21 gün gerekiyor. 21 gün oldu, artık bitireyim mi sorusuna cevabım da hayır. Çünkü bu artık sizin yeni inancınız. Ne kadar çok kere söylerseniz o kadar iyi. 1 ay, 2 ay, iyice özümseyene, içselleştirene kadar söyleyin. Ve mümkün olduğunca yüksek sesle söyleyin. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun, imgelemelerinizi görün, dokunun, bütün duyularınızla yaşayın.. Olumlama cümlelerinizi inanarak, duygu katarak, en az 21 gün, yüksek sesle söyleyin.

Koçluk çalışmalarımızda “başıma şu geldi, bunu yaşadım, annem üvey baba getirdi, babam alkolikti, patronum hakettiğimi vermiyor, arkadaşlarım beni ciddiye almıyor…” gibi pekçok konuda çalışıyoruz. Baktığımızda hepimiz kurbanız ve bu psikolojide kalıp eyleme geçmemek daha kolay geliyor. Ben de diyorum ki, “peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsun; kurban rolüne devam mı, yoksa hayatının başrolünü mü oynamak istiyorsun?

Sevgili yol arkadaşlarım, artık eyleme geçmek zamanı, bişeyler yapmak zamanı. İnanın durup dururken kimse sizin için bişey yapmaz; siz ne zaman kendiniz için bişey yapmaya karar verir ve başlarsınız, işte o zaman herkes ve tüm evren sizin için çalışmaya başlar. Onun için lütfen hayatınızın sorumluluğunu alın, bu sorumluluğun gereklerini yapmanızı sağlayacak güç sizin içinizde zaten var.

Peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz, hadi yazın ya da arayın, konuşalım.

Sevgimle kucaklarım… :)

Çiğdem Atabey Yaşam Koçu Hedefe Giden Yol

Etiketler: ,

Yorum ekleyiniz veya sitenizden geri izleme linki bırakınız

Yeniliklerden +RSS ile veya +EPosta ile haberdar olunuz

Yorumları +RSS ile takip ediniz

16 Yorumlar “Olumlamalar Üzerine”

  1. AŞİKAR Yazdı:

    peki sorum şu.

    en az 21 günden oluşan bu olumlama çalışmalarını.

    birden fazla konuya yapabilir miyiz?

    yoksa tek tek mi gitmemiz gerekiyor.

  2. Çiğdem Atabey Yazdı:

    merhaba,
    Ben aynı anda en fazla 2 konuya çalışmaktan yanayım. Böylece enerjimizi ve odağımızı belli bir yönde tutmuş oluyoruz. Çalışmak istediğiniz birden fazla konunuz varsa bu yöntem özümseyerek gitmenizi sağlıyor, dikkatiniz bir yerde toplanıyor, bazen de bir konuya çalışırken ilişkili bir başka konu da kendiliğinden çözülüyor..

  3. AŞİKAR Yazdı:

    teşekkür ederim çiğdem hanım.

    her ay tek tek gideceğim adım adım.

    sağlam ve kalıcı düşünce modeline sahip olayım.

    ondan sonra düşüncelerim muhakkak gerçeğe dönüşür.

    sevgilerle…

  4. cemre Yazdı:

    alkolik bir babam var ,ve hayatı hepimize zehir ediyor , bu durumda hangi olumlamayı yapmam gerekiyor..kendimi mutsuz ve olumsuz hissediyorum,hayatıma doğru erkeğin çıkmayacağına inanıyorum ,çünkü sonu olmayan ilişkiler yaşıyorum..24 yaşındayım… yardımcı olursanız sevinirim…

  5. Çiğdem Atabey Yazdı:

    Sevgili Cemre merhaba, bana ncigdematabey@gmail.com adresinden daha detaylı yazar mısınız lütfen, mesajınızı bekliyorum.. sevgilerimle…

  6. çaresiz.. Yazdı:

    merhaba çiğdem hanım. bugün bir tesadüf eseri buldum sitenizi.aslında kendimimi kandırıyorum bilmiyorum ama gerçekten çok zor durumdayım ve bu olumlamalardan medet umuyorum.. maddi açıdan baya zor günler geçiriyorum babam çalışmıyor, evde bir ben ve benim adığım da borçlara anca yetiyor. evimiz dağılma noktasına geldi diyebilirim bana nasıl bir şey önerirsiniz? çok çaresizim şimdiden teşekkürler.

  7. Çiğdem Atabey Yazdı:

    Merhaba, öncelikle kendinizi “çaresiz” gibi bir tanımlamadan kurtarın derim, bana ncigdematabey@gmail.com adresinden daha detalı bir mail yazabilir misiniz?
    görüşmek üzere, sevgilerimle..

  8. hatice Yazdı:

    nasıl başlayacağız bana bu konuda yardımcı olurmusunuz

  9. Çiğdem Atabey Yazdı:

    sevgili Hatice, hnagi konuda olumlamalarla çalışmak istiyorsunuz, bana ncigdematabey@gmail.com adresinden bir mail yazabilir misiniz?
    görüşmek üzere, sevgilerimle..

  10. Olumlamalar :: Çiğdem Atabey Yaşam Koçu Yazdı:

    [...] Bu konuda daha önce yazdığım yazıyı burdan okuyabilirsiniz.  [...]

  11. gülşen Yazdı:

    merhaba.21 gün söyledikten sonra 7 gün ara verilmesi söyleniyor.Bu doğrumu.Yoksa ara vermeden süreklimi söylemeliyiz

  12. nurcan Yazdı:

    merhaba kısa bir zaman önce nette gezerken rastladım olumlamalara benimde maddi olarak oldukça zorluğum var kendi kendime olumlamalara başladım ama sanki 1 haftada herşey daha kötü oldu neden acaba tşklr.

  13. Çiğdem Atabey Yazdı:

    Gülşen hanım merhaba,

    çalıştığımız konularla ilgili hepimizin inançlarının derinliği, şu anki farkındalık ve enerji seviyelerimiz farklı farklıdır. O yüzden bir konuda “21 gün sabah akşam olumlamaları çalışın, 22. gün yepyeni inançlara sahip olursunuz” diyen biri çok da doğruyu söylemiş olmaz. Çünkü 21 gün, hücrelerimize yeni bir alışkanlığı öğretmek için gerekli olan süredir. Oysa değişim demin söylediğim farklılıklar nedeniyle 21 günden az olabileceği gibi daha da uzun sürebilir. Birinin 5/15/21/57/128… günde değiştiremediğini bir başkası daha uzun veya daha kısa sürede başarabilir… Herkes için zaman, şekil ve hız farklıdır.

    Bu yüzden burda bence önemli olan önemli olan kendi yolumuzda yürüdüğümüzün farkındalığıyla ilerlemek ve kendi sürecimizi oluşturmaktır

    Siz nasıl yapıyorsunuz derseniz; ben EN AZ 21 GÜN sabah akşam söylüyorum, gün içinde aklıma geldikçe tekrarlıyorum. Ne zamanki o cümleleri içselleştiriyorum, özümsüyorum, söylerken arkadan egom konuşmayı bırakmış oluyor (mesela diyorum ki “insanları oldukları gibi kabul ediyorum”; ego arkadan bağırıyor, “niye edecekmişsin ki, onlar seni kabul ediyor mu?” ) işte o zaman o cümlede söylemiş olduğum şey artık BEN olmuş oluyor, o zaman başka bir konuya geçiyorum. Yani aralarda özellikle 7 gün bırakıp tekrar başlamıyorum.

    Öte yandan koçluk çalışmalarında kişinin enerji ve farkındalık durumuna göre bu söylediğim şekilde çalışabiliyoruz ya da arada boşluk bırakıp tekrar başlayabiliyoruz. Bazen de bu olumlama çalışmasını bilinçaltı temizlikleriyle destekliyoruz.

    Kitabımda da olumlamalarla ilgili bir bölüm var, onu da okuyabilirsiniz.

    Sevgilerimle…

  14. Çiğdem Atabey Yazdı:

    Nurcan hanım merhaba,

    Para konusunda hangi olumlama cümlelerini kullandığınızı bilmiyorum. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Parayla ilgili inançlarınızın derinliği, şu anki farkındalık ve enerji seviyeniz nedeniyle siz olumlama cümlelerinizi söyledikçe egonuz buna direnecektir.

    Siz mesela “evrenin bolluk bereketi bana akıyor” dersiniz, ego bağırır: “nerde o bolluk bereket, hadi canım sende!”..

    Yani sizin bilinçli zihninizle söylediklerinizle bilinçaltınız arasında bir çatışma olacaktır. Bu da sizi gergin, umutsuz yapar, herşeyin kötüye gittiğini düşünürsünüz. Öte yandan bir de şöyle bakmaya ne dersiniz: Yaptığınız çalışmayla bulanık suya taş attınız, ne oldu suyun dibindeki pislikler yukarı çıktı, ortalık toz duman oldu. Lütfen sakin ve sabırlı olun, inançla devam edin.

    Şunu da söylemek isterim: Cümlelerinizi direk “evrenin bolluk bereketi bana akıyor” şeklinde değil de “evrenin bolluk bereketinin bana akmasına izin veriyorum” ya da “evrende herşeyin hepimiz için bol ve bereketli olduğuna inanıyorum” gibi daha yumuşak hale getirirseniz çalışmanız daha kolay olacaktır.

    Kitabımda da olumlamalarla ilgili bir bölüm var, onu da okuyabilirsiniz.

    Sevgilerimle…

  15. hatice Yazdı:

    üçbuçuk aydır parayla ilgili olumlamalar yapıyorum, düşünce ve davranışlarımdaki değişikliği farkediyorum, ufak tefek gelişmeler de var ama istediğim sonuca tam olarak ulaşamadım bana yol gösterir misiniz

  16. Çiğdem Atabey Yazdı:

    Hatice hanım merhaba,

    Para konusunda hangi olumlama cümlelerini kullandığınızı bilmiyorum. Dilerseniz cümlelerinizi gönderin (ncigdematabey@gmail.com )bir bakayım. Belki cümleleri değiştiririz, ya da isterseniz bilinçaltı temizliği yaparız..

    Sevgilerimle…

Yorum bırakınız

* Gerekli